HOSGELDiNiZ

Forum

21. hafta bakım yönetim ders özeti

  öz
76 Posts
   
19.03.2011, 22:52 Time
 
Email Profile

21. hafta bakım yönetim ders özeti
  21. HAFTA BAKIM YÖNETİMİ ÖZETİ

ENDOKRİN SİSTEM VE METABOLİZMA HASTALIKLARI

Giriş

Endokrin sistem ve sinir sistemi homeostazı sürdürmek için birlikte çalışır ve vücut fonksiyonlarında bütünlüğü ve kontrolü sağlarlar. Endokrin sistem bozukluklarında vücudun tüm organları etkilenebilmekte ve önemli klinik tablolar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle erken tanılanması ve uygun bakımın sağlanması önemlidir.



ENDOKRİN SİSTEMİN FONKSİYONLARI VE DEĞERLENDİRİLMESİ

- Endokrin sistem ve sinir sistemi homeostazı sürdürmek için birlikte çalışırlar. Bu iki sistem birbirine geçişen ağlar oluşturur ve birlikte çalışarak, hemen hemen bütün metabolik ve homeostatik aktiviteleri düzenler.

- İmmün sistem de endokrin sistem ile karşılıklı ilişki içindedir. Örneğin, yabancı kimyasal ajanlara karşı interlökin ve interferon salgılayarak yanıt verir.

Endokrin organlar (gland) denince, HORMON adı verilen (hormon Yunancada uyaran, harekete geçiren anlamına gelmektedir)

* Kimyasal mesajcıları üretip kan dolaşımına salgılayarak,
* Uzaktaki hedef organlarına bu kimyasal efektörlerle haber gönderen organ anlaşılır.

Endokrinolojinin başlıca uğraş alanı, kan dolaşımına salgılanan kimyasal haberciler yani hormonlardır.



HORMONLAR

Vücudumuzda kan dolaşımı dışına salgılarını gönderen dış salgı bezleri ve iç salgı bezleri olmak üzere iki tip salgı bezi vardır.

Dış salgı bezleri

- Tükürük,

- Mide suyu,

- Anne sütü,

- Meme

- Ter

salgılarını kanalları yoluyla deri yüzeyine veya gastrointestinal sistem içerisine verir.

* İç salgı bezlerinde ise kanallar yoktur.
* Salgılar doğrudan kana salgılanır ve uzak dokulara kadar iletilir.
* Endokrin organlar ya da bezler bilgileri ulaştırmada hormon adı verilen salgıları kullanır.

Hormonlar bir hücre veya hücre gruplarından vücut sıvıları (kana) içerisine salınan ve vücudun diğer organ ya da dokularında çeşitli hücreler üzerine fizyolojik kontrol etki gösteren kimyasal habercilerdir.



Hormonların Özellikleri

a) Hormonlar vücutta metabolik olayların düzenlenmesinde rol oynarlar.

b) Belirli enzimler aracılığı ile hücrelerdeki kimyasal reaksiyonları düzenlerler.

c) Çeşitli membranlardan maddelerin geçişini kontrol ederler.

d) Belirli hücrelerdeki salgı faaliyetini, büyüme ve gelişme olaylarını ayarlayabilirler.



Yapısal Olarak Hormonların Sınıflandırılması

a) Polipeptit Hormon:

- İnsülin,

- Glukagon,

- TSH,

- ACTH,

- Releasing faktörler,

- Büyüme hormonu,

- Kalsitonin,

- PTH.

b) Steroid Hormon:

- Östrojen,

- Progesteron,

- Kortizol,

- Aldosteron

c) Aminoasit türevi hormonu:

- Asetil kolin,

- Tiroid hormonları,

- Epinefrin ve norepinefrin (katekolaminler),

- Melatonin.



Hipotalamusun Fizyolojisi

Hipotalamus, beynin hormon üretebilen özelleşmiş bir bölgesidir.

Hipotalamus;

- Isı,

- Enerji,

- Otonomik düzenlemelerin yanı sıra

- Hipofiz salgılarının kontrolünü de yapar.



Hipotalamus-hipofiz ile birlikte

* Büyüme,
* Laktasyon,
* Sıvı homeostazı ve
* Tiroit bez,
* Adrenal bez ve
* Gonadların fonksiyonlarını kontrol eder.



Hormonların Düzenlenmesi

Hormonların düzenli bir şekilde ve planlı olarak çalışması ve sürdürülmesinde kimyasal olaylar ve sinir sistemi kontrolleri rol oynar.

I. Kimyasal Kontrol: Hormonların çeşitli uyaranlara bağlı olarak gün içinde plazma düzeyleri dalgalanmalar gösterir. Kandaki hormon düzeyi düşünce hipofizin ön lobundan salgılanan trofik hormonlar, düzeyi düşen hormonun yeniden salgılanmasını sağlar. Trofik hormonun salgılanması ise, hipotalamus tarafından salgılanan "relaising hormon" tarafından kontrol edilir. Hedef organın aktivitesi uygun bir düzeye ulaştıktan sonra, endokrin beze hormonun salgılanmasını yavaşlatacak şiddette geribildirim sinyalleri gönderir.



II. Sinir Sistemi Kontrolü: Hormonların düzenlenmesinde hem otonomik hem de santral sinir sisteminin etkisi vardır. Santral sinir sistemi vücudun iç ve dış ortamından ge-len uyaranlara reaksiyon verir. Bu reaksiyonların büyük bir kısmı otonomik sinir sistemi ile hipotalamusa geçer, oradan da hipofıze ulaşır. Hipofiz hormonları da hedef endokrin bezleri uyarır. Örneğin susayınca antidiüretik hormon uyarılır ve tubuluslardan suyun geri emilimi artar, stres durumunda adrenokortikoid hormon salgılanarak artan enerji gereksinimi depo-lardan karşılanır.



Hipotalamusun Salgıladığı Hormonlar

TRH:

- Tiroid salgılatıcı hormondur.

- Hedef bölgesi, hipofiz bezinin adenohipofiz lobunun tiroid hormonunu üretip salgılayan hücreleridir.

- Bu hücreler kendilerine gelen TRH ile bağlanarak Tiroid adı verilen bir hormon üretmeye başlarlar



GnRH:

- Gonad hormonlarını salgılatan hormondur.

- Bu hormon üretildikten sonra hipofiz bezine ulaşarak kendini bağlayabilen reseptörlerin bulunduğu, gonad hormonlarını üreten hücrelere bağlanırlar.

- Bağlanmasına ardışık olarak bu hücreleri aktive edip, gonadların (eşey hücrelerinin) aktivitesini kontrol eden hormonların sentezlenmesini sağlarlar.



PRH:

- Prolaktin salgılatıcı hormondur.

- Hipofiz bezinde, dişilerde meme bezlerini kontrol eden hormonların salgılandığı hücreler vardır. PRH bu hücrelerin aktivasyonunu düzenler ve prolaktin hormonunun salgılanmasına neden olur.



CRH:

- Kortikotropik hormonunu salgılatıcı hormondur.

- Hipofiz bezinde, böbrek üstü bezlerini etkileyen hormonların üretildiği hücreler vardır.

- Bu hücreler ACTH adı verilen bir hormon üretirler. Ancak bu hücrelerin aktivasyonu CRH hormonlarına bağlıdır.



GH - RH: Büyüme hormonunu salgılatıcı hormondur. Bu hormon yine hipofiz bezinde bulunan ve büyüme için gerekli hormonları salgılayan hücreleri aktive eder.



Hipofizin Fizyolojisi

Hipofiz bezi hipotalamusa komşudur ve beynin diensefalon; orta beyin bölgesinde yer alır.

- Büyümeden üremeye,

- Su emiliminden kan basıncı dengesine kadar birçok organın kontrolünü sağlayan hormonları üretir ve kana verir.

- Hipofiz bezi önde bulunan adenohipofiz (ön lob) ve arkada bulunan nörohipofiz (arka lob) olmak üzere iki bölümden oluşan bir salgı bezidir.



1-HİPOFİZİN ÖN LOB HORMONLARI

Büyüme (GH)

Kas ve kemiklerin büyümesini uyarır, protein sentezi ve yağ metabolizmasını sürdürür, kar-bonhidrat metabolizmasını azaltır



Adrenokortikotropik hor-mon (ACTH)

Adrenalkorteksten steroid üretimini uyarır



Tiroid sitümülan hormon(TSH)

Tiroid hormonlarının sentezini ve sekresyonunu uyarır



Folikül sitümülan hormon (FSH)

Kadınlarda överlerde ovumun büyümesini ve överlerden östrojen salgılanmasını uyarır, er-kekte sperm üretimini ve testislerde spermin olgunlaşmasını sağlar



Lüteinizan hormon (LH)

-FSH ile birlikte ovülasyonu sağlar. Ovariyal siklusun ikinci yarısını kontrol ederek korpus luteumdan progesteron sağlar. Erkekte testoste-ron salgılanmasını, testis interstisyel dokunun gelişimini uyarır



Prolaktin

Meme dokusunun büyümesini ve laktasyonu uyarır.



Melanosit sitümülan hormon (MSH)

Adrenal korteksi, pigmentasyonu uyarır.



2-HİPOFİZİN ÖN LOB HORMONLARI

Oksitosin

-Memelerden laktasyon sırasında sütün meme boşluğuna akışını kolaylaştırır, utérus kontraksiyonunu güçlendirir, spermlerin üreme sistemi içinde taşınmasını uyarır.



Antidiüretik hormon (ADH)

-Böbrek distal tubulüslerinden ve toplayıcı ka-nallarından su reabsorbsiyonu arttırır, böylece idrar miktarı azalır



3-TİROİD

Tiroksin (T4)

Triiodothyronine (T3)

Triiyotironin

-Metabolik hızı artırır; protein, yağ ve karbon-hidrat metabolizmasını, katekoleminlere cevabı artırır. Fetüs ve yeni doğanın büyüme ve geliş-mesi için gereklidir.



Kalsitonin

-Kan kalsiyum ve fosfat düzeylerini düşürür



4-PARATREOD BEZLER

Parathormon (PTH)

Serum kalsiyumunu düzenler



5-ADRENAL KORTEKS

Mineralokortikoidler(aldesteron)

Böbreklerden potasyum kaybını ve sodyum geri emilimini sağlar



Glikokortikoidler (kortizol)

Tüm beslenme metabolizmasında etkilidir. Kan glikoz seviyesini düzenler, büyümeyi etkiler, anti enflamatuar etkiye sahiptir ve stresin etkilerini azaltır



6-MEDULLA

Androgen

Minimal intrensek androjen etkisine sahiptir. Periferde testosteron ve dihydrotestosteronu dönüştürür



Epinefrin (adrenalin %80) Norepinefrin (noradrenalin %20)

Sempatik sinir sistemi için nörotransmiter olarak çalışırlar.

Kan basıncını yükseltir; kaslara enerji gerekti-ğinde glikojeni glikoza çevirir; kalp hızını artırır, kardiyak kontraktiliteyi artırır, bronşiolleri dilate eder



7-OVERLER

Östrojen

-Kadın seks organları ve sekonder seks karakterlerinin gelişimini etkiler.



Progesteron

-Menstruel siklüsü etkiler; utérus duvarının büyümesini uyarır; hamileliği sürdürür



8-TESTİSLER

Testosteron

Erkek seks organları ve sekonder seks karakterlerinin gelişimini etkiler; sperm üretimine yardım eder



9-PANKREAS LANGERHANS ADACIKLARI

İnsülin

-Karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasını hızlandırır, kas karaciğer ve adipoz dokunun hücre membranlarından glikozun taşınmasını kolaylaştırarak kan glikoz seviyesini düşürür



Glukagon

-Glikogenoliz ve glikoneogenezisi uyararak kan glikoz konsantrasyonunu artırır.



Somatostatin

-İnsülin, glukagon, büyüme hormonu ve birkaç gastrointestinal hormonun (Gastrin, sekretin) salgılanmasını azaltır, glikozun bağırsaklardan emilimini geciktirir.



VERİ TOPLAMA

Fizik muayene

- Endokrin bezlerden yalnızca tiroit bezinin elle muayenesi mümkündür. Diğer bezler palpe edilemezler.

- Tiroid bezi palpe edilerek büyülüğüne, şekline, simetrisine, ağrı, nodül olup olmadığına dikkat edilir.

- Birinci yöntemde her iki el boynun arkasına yerleştirilerek işaret ve orta parmaklarla tiroid isthmusu ve loblar palpe edilir.

- Muayene yapılırken boyun kaslarını gevşetmek için hasta çenesini hafifçe öne eğer ve hasta yutkunurken önce isthmus palpe edilir.

- Tiroid lobları muayene edilirken hastanın başını hafifçe bir yana doğru çevirerek çenesini öne eğmesi istenir.

- Loblar palpe edilirken de hastanın yutkunması istenir.

- İkinci yöntemde de hasta ile karşı karşıya durulur ve aynı işlemler tekrarlanır.

- Bezin büyük olarak palpe edilmesi, tiroid bezinin fonksiyon bozukluğunun göstergesidir. Kitle yada nodül palpe edilmesi malign bir durum olabileceğini düşündürür ancak tüm nodüller malign değildir.

- Tiroid bezinde büyüme olduğundan şüphelenilirse üfürüm olup olmadığını belirlemek için loblar oskültasyonla tekrar muayene edilir.

- Büyümüş, aktivitesi artmış tiroid bezinde, tiroid arterlerden geçen kan akımı artmıştır. Bu da ince titreşimlerin oluşmasına neden olur ve oskültasyonda üfürüm sesi olarak işitilir.

- Hastanın genel görünümü, vücut şekli, yağ dağılımı, büyüme durumu, kilosu değerlendirilir.

- Yaşam bulguları; vücut ısısı, nabız hızı ve ritmi, solunum sayısı ve kan basıncı ölçülür.

- Cilt muayenesinde; cilt pigmentasyon, turgor, dehidratasyon, sıcaklık ve deri bütünlüğü açısın-dan gözlenir.

- Vücut kıllarındaki değişiklikler,

- Tırnaklarda kalınlaşma ve büyüme kusurlarının olup olmadığı araştırılır,

- Kadın ve erkekte genital organların muayenesi, büyüklük, görünüm, şekil değişiklikleri,

- Memelerin boyut ve görünüşleri muayene edilir.

- Nörolojik değerlendirmede; duyu, ağrı, refleksler, kas tonüsü değişiklikleri, hastanın kekelemesi, zorlanması, boğuk ses ve ses kısıklığı gibi konuşma kusurları araştırılır.

Öykü alma

- Hastanın geçmiş yaşamı ile ilgili sağlık durumu,

- Büyüme ve gelişimi,

- Enerji düzeylerinde değişiklik ve yorgunluk olup olmadığı,

- Soğuk ve sıcak toleransında değişiklik olup olmadığı,

- Kıllarda azalma,

- Memelerin büyümesi, küçülmesi gibi seks karakter anormallikleri,

- Cinsel fonksiyonlarında değişiklik olup olmadığı,

- İştahı, yakın zamanda kilosunda artma ve azalma olup olmadığı,

- Cildinde renk değişiklikleri,

- Boyunda şişme,

- Ellerde titreme, terleme, saç ve idrar değişiklikleri,

- Hafıza kusurları,

- Durgunluk,

- Psikolojik durumu,

- Uyku düzeyinde ve davranışlarında değişiklik olup olmadığı araştırılır.

Tanı testleri

Uygulanan testler üç büyük grup altında toplanabilir;



Ø Kandaki hormon düzeyini belirlemek için kan testleri,

Ø Böbrekler yolu ile idrarda atılan hormon ve hormonların son ürünlerini ölçmek için idrar testleri

Ø Endokrin bozukluklarının tanılamasında uyarıcı ve baskılayıcı testlerdir.

HİPOFİZ BEZİ HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI



A. HİPOFİZ ÖN LOB HASTALIKLARI



A. HİPOPİTÜİTERİZM

Hipopitüiterizm ön hipofiz hormonlarının bir ya da birden fazlasında azalma görülen nadir bir bozukluktur.

- Primer işlevsizlik

- Enfeksiyonlar,

- Otoimmun bozukluklar,

- Tümörler

- Bezin radyasyon veya cerrahi girişimlerle tahrip olmasına bağlı olabilir.



Hipopitüiterizm bulguları eksikliği olan hipofiz hormonlarına göre değişir.

- En sık görülen anormallik büyüme hormonu (GH) salgısının olmaması olup,

Bunu

§ Gonadotropinler,

§ Tiroid stimülan hormon (TSH),

§ Adrenokortikotropik hormon (ACTH)

§ Prolaktin eksiklikleri izler.



Belirti ve bulgular

Hipofiz işlevsizliğiyle ilişkili bulgular işlev bozukluğunun ortaya çıkmasındaki derecesi ve hızına göre değişir ve hedef bezlerin salgılamasındaki azalmayla bağlantılıdır.

v GH eksikliği;

- Halsizlik,

- Çabuk yorulma,

- Santral obezite,

- Kas gücü ve egzersiz kapasitesinde azalma.



v LH ve FSH eksikliği;



- Kadınlarda;

* Oligo-amenore,

* İnfertilite,

* Meme atrofisi,

* Pubik ve aksular kıllarda azalma,

* Sıcak basması ve disparonia,

*

- Erkeklerde;

* Libidoda azalma,

* İmpotans,

* İnfertilite,

* Sıcak basması,

* Sekonder seks karakterlerinde gerileme

* Testislerde yumaşama görülebilir.



v TSH eksikliği;



- Halsizlik,

- Kas güçsüzlüğü,

- Soğuk intoleransı,

- Kabızlık,

- Apati,

- Kilo artışı

- Deride kurulaşma ve kabalaşma.



v ACTH eksikliği;

- Halsizlik,

- İştahsızlık,

- Kilo kaybı,

- Bulantı ve kusma,

- Hipoglisemi,

- Apati,

- Pubik ve aksular kıllarda azalma.



Tedavi ve Hemşirelik bakımı

Hipopitüiterizm tedavisinde;

- Tümörün radyasyon ya da cerrahi yolla çıkartılması,

- Sürekli hedef bez hormonunun replasmanı ve beslenme tedavisi uygulanır.

Replasman tedavisi;

* Kortikosteroidler,

* Tiroid hormonu ve cinsiyet hormonlarıyla yapılır.

- Tedavi ömür boyu sürecek şekilde planlanmaktadır.

- Stres, enfeksiyon ve ameliyat öncesi gibi durumlarda kortikostreroid dozu 2-3 misli artırılmaktadır.

- Bazen gonadotropinler fertiliteyi düzeltebilir.

Ön hipofiz yetmezliğinde hemşirenin temel görevi sinsi bulgu ve belirtileri değerlendirmek ve tanımaktır.



B. HİPERPİTÜİTERİZM

Hipofiz ön lobundan salgılanan hormonların hipersekresyonudur.

- ACTH fazla salgılandığında cushing sendromu,

- Prolaktin fazla salgılandığında hiperprolaktinemi

- Büyüme hormonu fazla salgılandığında jigantizm ve akromegali görülür.



A- Hiperprolaktinemi

Prolaktin hormonunun (PRL) normalden daha yüksek miktarda salınımı olarak adlandırılan hiperprolaktinemi endokrinolojik tetkikler sırasında en sık rastlanılan patolojik durumdur.

* Erkekte normal PRL değeri 20 mg/ml‟nin,

* Kadında ise gebelik ve emzirme dışında 25 mg/ml‟nin altındadır.

- Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.

- Hiperprolaktineminin nedenleri arasında ilk üç sırada;

§ İlaçlar (özellikle anti-psikotikler, antideprasanlar ve trankilizanlar),

§ Primer hipotiroidi

§ Prolaktinoma yer almaktadır.



Belirti ve bulgular

Kadınlarda;

- Amenore,

- Galaktore (% 80)( Kadınlarda gebelik ve çocuğa süt verdiği dönemin dışında memelerden süt gelmesi),

- İnfertilite,

- Seksüel disfonksiyon,

- Kilo artışı,

- Hafif hirsutism (kıllanma),

- Osteoporoz,

Erkeklerde;

- Libido kaybı,

- İmpotans,

- infertilite,

- Jinekomasti

- Galaktore (nadir) görülebilir.



Tedavi ve hemşirelik bakımı

- Prolaktinoma dışında yükselen prolaktin düzeylerinin tedavisi, nedene yöneliktir.

- Prolaktinoma vakalarında ilaç ve cerrahi tedaviler uygulanır.

- Hastada ortaya çıkan semptomlara ve yapılan cerrahi işlemlere yönelik uygun bakım sürdürülür.



B- Akromegali

Akromegali; hipofiz bezinde büyüme hormonu salgılayan adenomun neden olduğu nadir görülen bir

hastalıktır.



Belirti ve bulgular

- Akromegali hastalarında genel olarak yüzde kabalaşma (burunda büyüme, dudaklarda kalınlaşma, çenede öne doğru çıkma),

- Ekstremitelerde büyüme (eller geniş kürek gibi ve el sıkarken yumuşaklık hissedilir),

- Baş ağrısı,

- Halsizlik,

- Aşırı terleme

- Gonadal disfonksiyondan yakınırlar.

- Seste kalınlaşma görülür.

- Volüm yüklenmesi ve vasküler sistemdeki yapısal değişikliklerin etkisi ile oluşan hipertansiyon akromegalik hastaların %30‟unda görülür.

- Aşikar kalp yetmezliği ise tedavisiz kalan hastalarda hastalığın ileri dönemlerinde görülür.

- Akromegali hastalarında görülen hipertansiyon ve diabetes mellitus‟un koroner arter hastalığının gelişimi ve ilerlemesine katkısı bulunmaktadır.

- Uyku apne sendromu akromegalik hastaların %90‟unda tespit edilmekte ve horlama ile birlikte seyretmektedir.

- Synovial dokuda ve eklemlerde oluşan genişlemeler hipertrofik artropatiye neden olur.

- Karpal tunel sendromu akromegalik hastaların %20‟sinde görülür.

- Retrospektif çalışmalarda ise kolon kanser görülme riskinin arttığı gösterilmiştir.

-

Yaşanan değişiklikler çok yavaş gelişir, 10-20 yıldan önce fark edilmez ve geriye dönüşümsüzdür.



Tedavi ve hemşirelik bakımı

Akromegali tedavisinde temel amaç;

- Hipofiz adenomunun çıkarılarak lokal etkilerinin ve aynı zamanda büyüme hormonu (GH) hipersekresyonuna bağlı gelişebilecek metabolik komplikasyonların önlenmesidir.

- Bu hastalarda GH sekresyonu kontrol edilemediğinde yol açtığı metabolik değişiklikler mortalite ve morbiditede artmaya sebep olmaktadır.

Hemşire hastada görülen semptomlara ve uygulanan tedaviye yönelik uygun bakımı sürdürür.



B. HİPOFİZ ARKA LOB HASTALIKLARI



1) DİYABETES İNSİPİTUS

ADH salınımı (santral DI) ya da etkinliğinin yetersizliği (nefrojenik DI) sonucu ortaya çıkan ve çok fazla miktarda dilüe idrar çıkışı ile karakterize bir tablodur.

- Gelişen hücresel ve hücre dışı dehidratasyon susuzluk hissi ve polidipsiye neden olmaktadır.



Hastalığın nedenleri;

- Hipotalamus ve hipofizin neopalastik veya infiltratif lezyonları,

- Hipofiz veya hipotalamus cerrahisi (operasyondan 1-6 gün sonra ortaya çıkar ve genellikle birkaç gün içinde iyileşir),

- Ciddi kafa travması,

- Ailesel ve

- İdiyopatiktir.



Belirti ve bulgular

- Poliuri ve polidipsi ile karakterizedir.

- Genellikle akut başlar.

- İdrar miktarı günde 16-24 L‟ye ulaşabilir.

- Tüm gün ve gece boyunca 30-60 dakikada bir miksiyona ihtiyaç duyulur.

- Sıklıkla idrar miktarı 2.5-6 L arasındadır.

- Ciddi vakalarda idrar konsantrasyonu (<290 mmol/kg‟nın, dansite 1005‟in altında) serum seviyesinden düşüktür.

- Plazma osmolalitesi >290 mOsm‟dır.

- Serum osmolalitesinde hafif artış olur ve susama merkezleri uyarılır.

- Soğuk içeceklere karşı istek artar.

- Kaybedilen su polidipsi ile yerine geldiğinden dehidratasyon sık görülmez.

- Eğer su alımı yeterli olmazsa dehidratasyon ve hipernatremi yükselerek ciddi boyutlara ulaşır.

- Halsizlik, ateş, pisişik bozukluklar ve ölüm olur.

- Normalde şuur açıksa ve susama merkezi tahrip olmazsa dehidratasyon olmaz.

- Operasyonda anestezi etkisi ile ve kafa travması sonucu şuur kapalı olacağından dikkatli olmak gerekir.

Tanıda;

¨ Plazma ve idrar osmolalitesi,

¨ İdrar dansitesi,

¨ Susuzluk testi,

¨ Vazopressin testi

¨ ADH ölçümü yapılır.



Tedavi ve hemşirelik bakımı

- Santral DI‟ un tedavisinde vazopresinin sentetik analoğu olan desmopresin asetat kullanılır.

- Nazal sprey ve oral tablet şeklinde kullanımları vardır.

- Nefrojenik DI da tuz kısıtlaması ve diüretik kullanımı tedavide yer alır.

ü Diyabetes insipidustan şüphe edilen hasta gerekli tanı testlerini yaptırması konusunda cesaretlendirilir.

ü Kraniyal lezyon saptandığında uygulanacak cerrahi tedavi ile ilgili hasta ve ailesi desteklenir.

ü Klinikte yatan hastalara düzenli kilo kontrolü yapılır.

ü Vasopresinin vazokonstriksiyon yapıcı etkisi nedeniyle vasopresin tedavisi uygulanan hastalarda koroner arter hastalığı olup olmadığı araştırılır.

ü Hastaya kimliğini ve tanısını belirten kartını yanında taşıması önerilir.

C. PARATİROİD HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI

İnsanda genelde dört paratiroid bezi vardır .Bunlar

- Tiroid bezinin üst ve alt kutuplarının hemen arkasında,

- Tiroide bitişik veya tiroid loblarının içine yerleşmiş olarak bulunabilirler.

Ancak paratiroid bezlerinin sayısı ve yerleşimi kişiden kişiye önemli değişiklikler gösterir.

* Her bir paratiroid bezi yaklaşık altı mili metre (mm) uzunluk, üç mm genişlik ve iki mm kalınlıkta olup, her birinin ağırlığı 30-50 mili gram (mg) dır. Bu küçük bezler kolaylıkla gözden kaçabilir ve cerrahi sırasında yanlışlıkla çıkarılabilirler.
* Paratiroid bezinden polipeptid bir hormon olan parathormon (PTH) salgılanır.
* PTH salgılanması hücre dışı kalsiyum derişimindeki azalmaya yanıt olarak artar.
* PTH sekresyonunun artması böbrekten kalsiyum atılımını azaltır, fosfor atılımını artırır.
* PTH sekresyonunun artması kemiklerden ve barsaklardan kalsiyum absorsiyonunu arttırarak kandaki kalsiyum düzeyini yükseltir.



1) HİPOPARATİROİDİZM

Paratiroid bezlerinin yeterli miktarda parathormon salgılayamaması sonucu, hipokalsemi ve hiperfosfatemi ile seyreden klinik bir tablodur.

- Tiroid,

- Paratiroid operasyonları

- Boyun bölgesi disseksiyonları sonrası görülebilir.

- Paratiroidlerin otoimmun hastalıklar sonucunda harabiyetiyle oluşabilir.

- Metal depolanması (Bakır, alüminyum, demir)

- Boynuna uygulanan radyoterapi sonrasında da oluşabilir.



Belirti ve bulgular

Hipoparatiroidi de parathormon sekresyonunun azlığı sonucu nöromüsküler hiperaktivite, hipokalsemi, hiperfosfatemi görülür.

Hipoparatiroidide kan kalsiyum düzeyi 7 mg/100 ml'nin altına indiğinde;

- İletim bozuklukları ve spontan kasılmalar başlar.

- Nöromüsküler irritabilite artışına ait belirtiler ön plandadır. Örneğin;



* Uçlarda parestezi,

* Tetani,

* Bronkospazm,

* Reflekslerde artma,

* Grand mal ya da petit mal epileptik nöbetler,

* Senkop

* Psikoz görülür.

* Hastada terleme,

* Baş ağrısı

* Yaşikardi olur.

* EKG'de QT mesafesi uzamıştır.

* Cilt kuru ve kabukludur.

* Kıllarda ve saçta dökülme olabilir.



Akut hipokalsemilerde;

§ Dudak etrafında,

§ Parmak uçlarında uyuşma,

§ Karıncalanma

§ Kas spazmları görülür.

§ Chvostek ve Trousseau (+) tir.

- Chvostek belirtisi: Kulak önünde fasiyal sinir üzerine vurulduğunda ağız kenarında görülen çekilme, kasılmadır.



- Troussea Belirtisi: Tansiyon aletinin manşonunun sistolik basınç üzerinde 3 dakika sıkılması ile ebe eli görünümünün oluşmasıdır.



Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Tedavinin amacı; serum kalsiyum düzeyini 9-10 mg/dl' ye çıkarmak ve hipokalsemi belirtilerini elimine etmektir.

- Akut hipoparatiroidiyi tedavi etmek amacıyla parenteral parathormon tedavisi uygulanabilir. Ancak parathormonun hem pahalı olması, hem de vücutta antikor oluşturması nedeniyle kullanımı çok uygun değildir.

- Parathormon uygulandıysa hasta allerjik reaksiyonlar ve serum kalsiyum düzeyindeki değişiklikler yönünden izlenmelidir.

- Akut hipokalsemide kalsiyum glukonat infuzyonu (10 ml % 10 luk Ca glukonatta 90 mg elementer kalsiyum) yapılır. Kalsiyum glukonat yavaş yavaş verilmeli ve enjeksiyon sırasında kalp ritimi apeksten dinlenmelidir (Çünkü kalsiyum dijital gibi etki eder). Ayrıca cilt altına kaçırılmamalıdır, nekroza neden olur.

- Kronik hipokalsemide oral kalsiyum 1500-3000 mg/gün ve 1,25 (OH)2 kolekalsiferol verilmektedir.

ü Tiroidektomi, paratiroitektomi ve radikal boyun diseksiyonlu hastaların postoperatif bakımında, hipokalseminin erken belirtileri saptanmalı, tetani, nöbetler ve solunum bozukluklarına yönelik önlem alınmalıdır.

ü Kalsiyum glukonat yatak başında hazır bekletilmeli, hastanın kalp rahatsızlığı ve disritmileri varsa, dijital kullanıyorsa kalsiyum glukonat yavaş ve dikkatli verilmelidir.

ü Kalsiyum ve dijital sistolik kontraksiyonları arttırır. Öldürücü disritmilere neden olabilir. Bu nedenle kalp hastalığı olan hipoparatiroidili hastaların sürekli kardiyak izlem ve dikkatli değerlendirilmeye gereksinimleri vardır.

ü Hastaların evde ilaç tedavisi ve diyetleri konusunda bilgilendirilmesi gerekir.

ü Diyette kalsiyumdan zengin fosfattan fakir besinlere yer verilir. Süt yoğurt ve yumurta kalsiyumdan zengin olmakla birlikte fosfat yönünden de zengin oldukları için hastaya verilmez.

Hemşirelik Tanıları

- Yorgunluk ve kas zayıflığına bağlı “Aktivite İntoleransı”

- Hipokalsemiye bağlı larenks ödemi, larenks kaslarının kontraksiyonu nedeniyle “Etkisiz Hava Yolu Temizliği”

- Hipokalsemi nedeniyle gelişen disritmiler ve myokardın disfonksiyonu nedeniyle “Kardiyak Out- put‟ta düşme”

- Hipokalsemiye bağlı tetaniler nedeniyle “yaralanma riski”

2) HİPERPARATİROİDİ

Paratiroid fonksiyonunun en sık karşılaşılan bozukluğudur. Paratiroid bezlerinden parathormonun fazla salınması sonucu, kemik dekalsifikasyonları, osteoporoz, böbreklerde ise kalsiyum çökmesi sonucu infeksiyon ve taş oluşumu hiperparatiroitizmin tipik özellikle-ridir.

Sıklıkla adenomlar nedeniyle oluşur. %80 vakada neden paratiroid bezdeki tek bir adenomdur. Daha önce baş ve boyun bölgesine radyoterapi uygulanan hastalar paratiroid bezlerde adenom gelişmesine yatkındırlar. PTH' ın artışına neden olan diğer faktörler; D vitamini eksikliği, malabsorbsiyon, kronik renal yetmezlik ve hiperfosfatemidir. Uzun süre diyaliz tedavisi gördükten sonra transplantasyon olan hastalarda da hiperparatiroidizm gö-rülebilir.

Belirti ve bulgular

Kademeli olarak geliştiği için başlangıçta semptomlar çok sinsi seyreder. Hiperkalseminin majör belirtileri halsizlik, iştahsızlık, konstipasyon, artmış uyku isteği, emosyonel rahatsızlıklar (psikoz, nevroz, depresyon), osteoporoza bağlı kırıklar ve böbrek taşlarıdır.

Poliüri, polidipsi, peptik ülser, üriner enfeksiyon olabilir. Deride kalsiyum birikme-sine bağlı kaşıntı olabilir. Kas zayıflığı ve çabuk yorulma görülür. Hiperkalsemiye bağlı olarak hipertansiyon ve kardiyak aritmiler olabilir.

Hiperparatiroidizmde yükselen kalsiyum ve fosforun böbrekler yoluyla atılmasının artması ile ilgili olarak bir ya da her iki böbrekte taş oluşabilir. Bu durum hiperparatiroidizmin en önemli komplikasyonudur. Hastada, kemiklerin demineralizasyonu ya da kemik tümörleri nedeniyle iskelet ağrısı, özellikle sırt ve eklemlerde ağırlık binen yer-lerde ağrı, patolojik kırıklar, deformiteler ve boyda kısalma görülebilir. Kemik kaybı kırık riskini artar.

Tedavi ve hemşirelik bakımı

Tedavi kararı klinik durumun aciliyeti, hiperkalseminin şiddeti, altta yatak hastalık, hastanın böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının durumuna göre verilir. Eğer neden bir tümör ise cerrahi olarak çıkarılır. Cerrahi öncesi hiperkalsemi tedavisi yapılır. Hastanın durumu cerrahi tedaviye uygun değilse ve hasta çok yaşlı ise tıbbi tedavi yöntemleri denenir.

ü Diyette kalsiyum içeren gıdalar azaltılmalı, idrarla kalsiyum atımını artırmak için sı-vı alımı artırılmalıdır (Günde en az 2000 ml). Asitli meyve suları idrar pH „ ını düşü-rebilir ve böylece taş olasılığını azaltır.

ü Varsa kalsiyum içeren ilaç alımı durdurulmalıdır; tedavide kontrendike değilse fos-for verilebilir, ancak fosforun üriner taş oluşturma riskini artırdığını unutmamak ge-rekir.

ü Hidrasyonu sağlamak için hastalara normal salin solüsyonu önerilir; solüsyondaki sodyum kalsiyumun renal tubuluslardan reabsorbsiyonunu inhibe eder.

ü Kalsiyum atılımı sağlamak için furosemid (lasix) türevi loop diüretikler verilebilir, kalsiyum atımını inhibe edeceklerinden thiazid türevi diüretiklerden kaçınılmalıdır.

ü Hastalara egzersiz önerilir. Hareketlilik kalsiyumun kemiklerde depolanmasını arttı-rır.

ü Hiperkalsemi hayatı tehdit eder bir durumdaysa hemodiyaliz veya çok az kalsiyum içeren ya da içermeyen solüsyonlarla periton diyalizi uygulanarak plazma kalsiyum düzeyi normale getirilmeye çalışılır.

ü Eğer hasta paratiroidektomi operasyonu geçirmişse hipokalsemi belirti ve bulguları yönünden gözlenmelidir.



Hemşirelik Tanıları

- Halsizlik ve yorgunluk nedeniyle “aktivite intoleransı”

- Bulantı ve kusmaya bağlı “beslenmede değişiklik: beden gereksiniminden az beslenme”

- Renal taşların varlığına bağlı” idrar eliminasyonunda değişiklik”

- Hiperkalsemiye bağlı “düşünme sürecinde değişiklik”

- İntestinal motilitenin değişmesine bağlı “konstipasyon”

- Halsizlik ve kemik kütlesinde azalmaya bağlı “yaralanma riski”



4.ADRENAL BEZ HASTALIKLARI VE HEMŞİRELİK BAKIMI

Adrenal bezler veya diğer adıyla böbreküstü bezleri iki tanedir ve her iki böbreğin üst kısmına oturmuş, 4 cm. uzunluğunda ve üç cm. kalınlığında, simetrik olmayan bezlerdir. Sağdaki piramid şeklinde olup sağ böbrek üst ucunda yer alır. Soldaki ise yarım ay şeklin-dedir ve sol böbrek hilumunun üst tarafında yerleşir. Adrenal bezler korteks ve medulla ol-mak üzere iki ayrı kısımdan oluşmuştur.

Adrenal medulla

Adrenal medulla hormonlarına katekoleminler adı verilir. Noradrenalin ve adrenali-ninin etkisi sempatik sinir sistemine benzer. Adrenal medullanın sekresyonunun yaklaşık %90'ı adrenalindir.

Adrenalin;

ü Kardiyak out put‟u artırır, periferik arterleri daraltır ve kan basıncını yüksel-tir.

ü Solunum hızı ve derinliğini, mental aktiviteleri artırır, bronşları ve pupillaları genişletir, gastrointestinal sistem fonksiyonlarını yavaşlatır.

ü Karbonhidrat metabolizması üzerine etkilidir. Hem kaslarda hem de karaci-ğerde glikojenolizi sağlar.

ü Oksijen tüketimini ve bazal metabolizmayı artırır.

ü Yağ dokusunda yağların yıkımını şiddetle uyarır, bunun sonucu olarak dola-şıma büyük miktarda yağ asitleri ve gliserol verir.

ü Noradrenalinin de benzer etkilerinden söz edilmekte ancak etki oranı bilin-memektedir.



Adrenal korteks

Adrenal bezin dış kısmı adrenal korteksdir. Yaşam için gereklidir. Adrenal korteks bezin % 90'ını oluşturur. Adrenal korteksten hormonların salgılanması adrenokortiko streroid hormon (ACTH) aracılığı ile hipotalamus-hipofiz aksı tarafından kontrol edilir. Hipotalamus hipofizi uyararak, ACTH salgılanmasını sağlayan kortikotropin relizing (CRH) salgılar. ACTH'da adrenal korteksi uyararak glikokortikoid hormon (kortizol) salgı-lanmasını sağlar.

Erişkinde adrenal korteks histolojik olarak üç bölgeye ayrılır ve her üç bölge de steroid üretir.

1. Glukokortikoidler: Öncelikle protein, karbonhidrat, lipid metabolizmasını etki-lerler. 25 mg/günde salınırlar. Majör glikokortikoid kortizol'dür.

2. Mineralokortikoidler: Elektrolitlerin transportunu ve dokularda suyun dağılımı-nı etkilerler. Sodyum ve potasyum düzeylerini düzenlerler. Major mineralokortikoid aldosterondur. Böbreklerden sodyum tutulmasına ve potasyum atılmasına neden olur.

3. Androjen ve östrojenler: Spesifik hedef organlarında sekonder seks karakterle-rini etkilerler. Az miktarda androjen ve östrojen salgılanır.



4.1.ADDİSSON HASTALIĞI

Addison hastalığı, adrenal korteksten adrenokortikal hormon yapımının yetersizliğinden kaynaklanır. Nedeni sıklıkla adrenal korteksin primer atrofisidir. Olguların yaklaşık %80'inde neden otoimmüniteye bağlı atrofidir. Daha az rastlanılan nedenler arasında tüber-küloz, enfarktüs, mantar enfeksiyonları, AIDS, metastatik kanserler bulunur.

Belirti ve bulgular

Temel sorunlar; mineralokortikoid eksikliği, glukokortikoid eksikliği ve melanin pigmentasyonudur. Sık görülen bulguları halsizlik, bitkinlik, kilo kaybı ve iştahsızlıktır.

Mineralokortikoid eksikliği bulguları

- Na+ böbreklerden atılırken, K+ tutulur ve plazmada K+ yükselir.

- Plazma Na+‟unun azalması ile plazma hacmi de azalır; hipotansiyon, dolaşım yet-mezliği ve sonuçta şoka kadar ilerleyebilir.



Glukokortikoid eksikliği bulguları

- Açlık ölümcül hipoglisemiye, her tür bunalım kollapsa yol açabilir.

- Stres sırasında oluşabilen ağır güçsüzlükle beraber fazladan glukokortikoid gerekti-ren durumların ortaya çıkması Addison krizidir.

- Addison krizinde; siyanoz, ateş, ve klasik şok belirtileri vardır. Aynı zamanda hasta baş ağrısı, bulantı, diyare ve karın ağrısından yakınır.



Melanin pigmentasyonu bulguları

Derinin yaygın esmerleşmesi görülür. Bu durum ACTH‟ın MSH etkinliği nedeni ile ortaya çıkar. Vücudun güneşe maruz kalan yerlerinde, basıya maruz kalan yerlerinde, ek-lemlerin üzerinde ve özellikle avuç kıvrımlarında aşırı pigmentasyon vardır.

Tedavi ve hemşirelik bakımı

Eksik olan kortizol dışarıdan verilir. Hidrokortizol ( genellikle 20-30 mg/gün) veya eşdeğerde bir glukokortikoid ile tedavi ömür boyu devam ettirilmelidir. Cerrahi girişim, hastalık veya stres gibi durumlarda doz arttırılmalıdır (2-3 kat). Tedavi planı normal kortizol sekresyonunu taklit edecek şekilde ayarlanır (tedavi dozunun 2/3‟ ü sabah, 1/3‟ü akşam verilir). Addison krizinde hızlı bir şekilde %0.9 serum fizyolojik veya 0.9 saline içinde %5 dekstroz solüsyonundan 3-4 litre verilir. Serum elektrolitleri, glikoz, plazma kortizol ve ACTH ölçümü yapılır. Deksametazon sodyum fosfat hidrokortizon sodyum süksinat verilir. Hidrokortizon kullanılacak ise ilk 24 saat boyunca her 6-8 saatte bir 100 mg k kullanılır. Hasta stabil olduktan 24-48 saat kadar daha düşük hızda serum fizyolojik infüzyonuna devam edilir.

- Yaşam bulguları, sıvı elektrolit dengesizlikleri değerlendirilmeli (24 saat içinde has-tanın durumuna göre her 30 dak-4 saat arasında)

- Hemşirelik girişimleri arasında, günlük kilo izlemi, kortikosteroid uygulama, enfek-siyonlara karşı koruma ve hijyen bulunur.

- Hasta aşırı gürültü, ışık ve sıcaklıktan korunmalıdır. (strese yanıt azalmıştır)

- Hasta planlanan izlem randevuları konusunda uyarılmalıdır.

- Hastanın eğitimi şu konuları içermelidir: İlaçların isimleri, dozları ve etkileri, aşırı veya yetersiz doz alımının belirtileri, ilaç dozunun arttırılması gereken durumlar, en-feksiyonun önlenmesi ve var olan enfeksiyonların hızlı bir şekilde tedavisi, yaşam boyu replasman tedavisinin ve tıbbi denetimin ve hastanın durumunu belirten bir kartı sürekli yanında taşıması gerektiği, stresle başa çıkma teknikleri ve IM enjeksi-yon yapma tekniğinin hastaya öğretilmesi.



Hemşirelik tanıları

- Anoreksi ve bulantıya bağlı "yetersiz beslenme riski"

- Sodyum ve sıvı atımının artmasına bağlı "diyare"

- Uygulanan tedavi, diyet, krize yol açan risk faktörleri hakkında "bilgi eksikliği ve tedavi planını uygulamada yetersizlik"

- Cilt renginde değişiklik (koyulaşma) ile ilgili benlik kavramında bozulma



4.2.CUSHİNG HASTALIĞI

Cushing hastalığı adrenal korteksten aşırı miktarda üretilen glukokortikoide kronik olarak vücudun maruz kalması sonucu ortaya çıkar. Kadınlarda erkeklerden daha fazla gö-rülür. Kadınlarda benign veya malign adrenal tümör gelişme olasılığı yaklaşık üç kat fazla-dır ve adrenal tümöre bağlı cushing sendromu oluşma olasılığı da dört-beş kat daha fazladır.

Hipofiz bezinden fazla miktarda ACTH salgılanması sonucu adrenal korteksin fazla uyarılması (%60-70 oranında), primer hiperkortizolizm (benign ya da malign adrenal tü-mörden fazla miktarda glikokortikoidlerin salgılanması %30 oranında) küçük hücreli akci-ğer kanseri, timüs, pankreas, över tümörü gibi hipofiz dışındaki bir tümörden ACTH salgı-lanması ve iyatrojenik olarak fazla miktarda glukokortikoid kullanılması sonucunda görülür.

Belirti ve bulgular

Bir çok sistem etkilenmektedir:

Glukokortikoid fazlalığı kişisel görünümde belirgin değişikliklere neden olur. Sant-ral yağ birikimi sonucu aydede yüzü, servikodorsal yağ yastıkçığı (buffalo sırtı) ve obezite görülür. Bozulmuş glikoz intoleransı ya da aşikar diyabet (%10-15) görülebilir.

Protein kaybı; kortizolün periferik dokulardaki katabolik etkileri sonucu ortaya çı-kar. Kasların erimesi, ekstremitelerde kas zayıflığı, osteoporoz, patolojik kırıklar, kemik ve bel ağrıları görülür. Kollajen kaybı deriyi daha zayıf, ince ve kolay yaralanır hale getirir. Karında ve kalçalarda menekşe renkli strialar ortaya çıkar ve deri/mükoz membranlar bronz renk alabilir.

Mineralokortikoid fazlalığı; hipertansiyon ve hipokalemiye neden olabilir.

Androjen fazlalığı; kadınlarda belirgin akne ve erkekleşmeye yol açabilir.

Tedavi ve hemşirelik bakımı

Cushing hastalığında sorun hipofiz tümörü ise en yaygın kullanılan tedavi "transsfenoidal mikroadenomektomidir" ve bu tedavi ile %80-90 başarı sağlanır. Erken tanı ve tedavi önemlidir. Birinci ameliyatta başarı sağlanamaz ise ikinci ameliyat veya total hipofizektomi (özellikle yaşlılarda) yada hipofiz ışınlaması (konvansiyonel RT/gamma-knife) + steroid hormon sentezini inhibe eden ilaçlar verilmektedir. Medikal tedaviye rağ-men tümör aktif ise veya neden tam olarak tespit edilemediğinde bilateral adrenalektomi yapılmaktadır. Cerrahi tedavi ile adrenal bez alınırsa ömür boyu hormon tedavisi yapılır. Bu hastalara ömür boyu kortizol (20-40 mg/gün) ve fludrokortizon (0-1 mg/gün) replasmanı gerekmektedir.

Hasta için en önemli hedefler; infeksiyon ve yaralanma riskini azaltmak, öz bakımı sürdürme yeterliliğini artırmak, cilt bütünlüğünü korumak, beden imajını ve mental fonksi-yonları iyileştirmek ve komplikasyonları önlemektir. Bu hedeflere ulaşmak için;



- Hastada, yüksek konsantrasyon da adrenal korteks hormonlarının vücuda olan etki-leri dikkate alınarak, belirti ve bulgular, tanı işlemlerinin sonuçları değerlendirilir.

- Aktivite düzeyi, günlük rutin ve bireysel bakım aktiviteleri hakkında veri toplanır.

- Hastanın cildi, travma, enfeksiyon, ödem ve bozulma açısından gözlenir.

- Hastanın genel görünümündeki fiziksel değişiklikler kaydedilir ve bu arada bu deği-şikliklere karşı hasta tutumu değerlendirilir.

- Hastanın, ruhsal durumu, sorulara yanıt veriş biçimi, çevresinin farkında olup ol-madığı ve depresyon gibi mental fonksiyonları değerlendirilir

- Hastada düşme, vurma, çarpmaya bağlı olarak kemik ve yumuşak doku yaralanma-larını önlemek için güvenli bir çevre sağlanır. Osteoporozisi ve kas kaybını önlemek için yüksek protein, kalsiyum ve D vitamini içeren gıdalar önerilir. Sodyum ve kalo-risi düşük besinlerin seçilmesinde hastaya yardım edilir.

- Hasta infeksiyon kaynaklarından korunur, ziyaretçileri kısıtlanır, oda havalandırılır, infeksiyonu olan kişilerle bir arada bulundurulmaz. İnfeksiyon bulguları sürekli de-ğerlendirilir.

- Hasta orta düzeyde aktivitesini sürdürme, hareketsizliğe bağlı komplikasyonları ön-leme ve öz güvenini artırma konusunda desteklenir.

- Hasta gün içinde dinlenme ve uyku uyumasını sağlama konusunda desteklenir. Uy-ku ve dinlenmesi için sakin bir ortam sağlanır.

- Hastanın cildi hassas olduğu için travmalardan korunur. Cildi tahriş edebileceğinden dolayı cilt üzerine doğrudan flaster kullanılmaz. Kemik çıkıntısı üzerindeki dokular desteklenir. Sık pozisyon değişimi sağlanır ve önemi anlatılır.

- Beden imajını geliştirmek için aynı deneyimi yaşamış hastalarla tanıştırılması rahat-lamasını sağlayabilir. Alınan kilo ve ödemi azaltmada, düşük karbonhidrat ve tuz içeren diyet uygulaması yardımcı olabilir. Yüksek protein alımı sıkıntı veren diğer belirtileri azaltabilir.

- Hastaya ve aile bireylerine duygusal değişikliklerin nedeni anlatılır. Huzursuzluk ve olası depresyonla başetmesi için yardımcı olunur. Hasta ve aile bireylerine duygu ve endişelerini ifade etmeleri konusunda cesaret verilir.

Hemşirelik Tanıları

- Zayıflığa bağlı "Yaralanma Riski"

- Protein metabolizması ve inflamasyon sürecindeki değişikliğe bağlı "İnfeksiyon Riski"

- Zayıflık, yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve uyku bozukluklarına bağlı "Öz-bakım Ye-tersizliği"

- Ödem, iyileşme sürecinin bozulması, incelmiş cilt hassasiyetine bağlı "Cilt Bütünlü-ğünde Bozulma"

- Fiziksel görünümde değişim, cinsel fonksiyonda bozulma ve aktivite düzeyinin azalmasına bağlı "Beden İmajında Bozulma"

- Duygu durumunda dalgalanmalar, huzursuzluk ve depresyona bağlı "Düşünce Süre-cinde Değişiklik"
 

Answer | Back to the post overview